Yüce Milletim, bin yıldan fazla bir süredir birlikte yaşadığı, din bağı, gelenek ve görenek bağı, yüzde 98’i ile dil bağı, vatan bağı, devlet bağı, kız alıp verdiği et ve tırnak olduğu ve kardeş kabul ettiği kendini kürt kabul eden insanlarımızın hakkını arıyoruz diyerek, otuz binden fazla kürt insanımızı kadın, çocuk, yaşlı demeden hunharca öldüren, beş binden fazla şehit vermemize neden olan, devletimizi yüz milyarlarca dolar zarara uğratan dış güçlerin uşaklığını ve taşeronluğunu yapan bir hainler grubu ile karşı karşıyadır. Bu mücadele de devletimiz teröristlere her zaman gerekli cevabı fazlası ile vermiştir.
Hatırlayalım, 12 Eylül sonrası hain Ermeni Asala Örgütü devletimiz tarafından çökertilmiştir. Kendine uşak ve taşeron arayan dış güçler, temeli materyalist düşünceye dayanan sol ideoloji destekli Ermeni Asala Örgütünün devamı şeklinde olan, PeKaKa yı kurmuşlardır. Bu örgütle esrar, eroin, silah kaçakçılığı ve tetikçilik gibi faaliyetler de bulunan dış güçler zaman içersinde tekrar çökertileceklerini anlayınca, kendilerine siyasi taban aramak ihtiyacını bulmuşlar ve kürt halkının haklarını savunacağız diye görüntü sergilemişlerdir. Ecdadımızın Orta Asya’dan çıkarak Anadolu topraklarına yerleşmesi ve din olarak İslam’ı benimsemesi ile birlikte başlayan haçlı seferleri Pekaka ile tekrar ortaya çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’ne hainlik ve kıskançlık duygusu ile bakan haçlılar, PeKaka örgütünü destekleyerek düşmanlıklarını dost görünerek devam etmişlerdir. Yıllardır ülkelerinde barındırdıkları bu hainleri artık barındıramayacaklarını anlayınca bu örgüte yurt içersinden siyasi destek sağlama çabasına girerek demokratikleşme çalışmalarına uzaktan destek vermek sureti ile yönledirme çabalarına başlamışlardır. Bu bağlamda sorunun kürt meselesi olduğu içerde ve dışarıda kabul edilmeye başlanmıştır. Böyle gelişmeler olunca bir kısım kürt insanımız örgüte bu bağlamda sempati duymaya başlamışlar ve siyasi organizasyonlar kurmuşlardır.
Ancak başlangıçta örgütle bağlantımız yoktur, kürt halkının sorununu biz dillendireceğiz laflarının zaman içersinde boş olduğu kendileri tarafından da itiraf edilerek çözüm için İmralı adres gösterilmiştir.
Tam bu olaylar devam ederken Sayın Başbakan Recep Tayyip Bey tarafından türkü, kürdü, lazı, çerkezi, arnavutu, gürcüsü… diye başlayan alt kimlik üst kimlik tartışmaları bu haçlı organizasyonun gelişimini hızlandırmış, neredeyse Türküm demek bölücülük haline gelmiştir. Arkasından sorunu toptan çözelim düşüncesi kürt açılımı politikası haline gelmiş, demokratik açılım adı altına alınan bir düşünce uygulamaya konmuştur. Ancak hükümet tarafından kısa süre içersinde görülmüştür ki sorunun muhataplarının, ekonomik, sosyal ve kültürel meselelerle ilgili bir düşünceden ziyade Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ile ilgi kabul edilemeyecek değişiklik hayalleri olduğu anlaşılınca açılım konusunda ki süreç haklı olarak frenlemiştir. Vererek sorun çözülmeyeceği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ne vereceksin, nereye kadar vereceksin konusu ülke yöneticilerine frenleme konusunda etki etmiştir. Yöneticiler dönüş yaparak tekrar terör demeye başlamışlardır. Bu süreç milletimizin kürt insanlarının kafasını karıştırmış ve toplumsal destekler ortaya çıkmıştır. Bunu fırsat gören ve açılımı zaaf olarak değerlendiren hain örgüt, her fırsatta saldırıya başlamıştır. Son zamanlarda yüreğimizi yakan şehit haberleri ile kahrolmaktayız. Alt kimlik üst kimlik tartışmaları gibi, açılım tartışmaları da bu konuda ateşle dans etmekten daha tehlilkeli olmuştur. Artık herkesin ateşle dans etmekten vazgeçerek dostunu düşmanını bilmesi lazımdır.
Son zamanlarda İnegöl ve Dörtyol’da meydana gelen toplumsal olaylardan gelinen durumun ne kadar sıkıntı verici olduğu fark edilerek, hem yöneticilerimizin açılım adı altında ateşle dans etmelerinden, hem de kürt kardeşlerimizin örgüt peşinde koşarak ateşle dans etmelerinden derhal vazgeçmeleri gerekmektedir. Aksini, bir iç karışıklığı düşünmek bile çılgınlık olur. Kimse o veya bu bahane ile türk ile kürdü karşı karşıya getirmesin. Sonucu hüsran olacak işlere kalkışmasın. Yüce Milletimizin sabrını zorlamasın. Kardeşçe hakça yaşamaya devam edelim. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada bir birimizi sevelim. Devletimize ve vatanımıza sahip çıkalım. Yoksa biz kavga ederken birileri gelir parayı basar toprağı alır. Bizde kör ne naçar kalırız. Herkesi aklı selimle düşünmeye, çılgınlık yapmamaya davet ediyoruz. Yüce Allah (cc) Türk Milletini korusun ve yüceltsin.