Yüce dinimizin 5 şartından biri olan Hac Farizası tüm dünya Müslümanları tarafından yerine getirildi. Bir kısım hacılarımız döndü, bir kısım hacılarımız dönmek üzere. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın verdiği bilgileri göre, Suudi Arabistan tarafından ülkemize 70 bin civarında vize verildiği şeklinde iken konuşulan sayı 105 bin civarında Türk Hacısı olduğu yönünde. Şahısımın da bu dönem bu ibadeti yerine getirme fırsatı bulduğu için Yüce Allah(cc)’a şükür ediyorum. 

Yüce Mevla herkese nasip etsin diye dua ediyorum. Hac Farizası bedensel bir ibadet olduğu için genç yaşta bu görevi ifa etmenin büyük önemi bulunmaktadır. Kafileler arasında en yaşlı gruplardan birisi Türk Hacılarıdır diye düşünüyorum. Çünkü diğer İslam Ülkelerinden çok genç gelen hacıları gördük. Bu sene yaklaşık 4 milyon kişinin Hac İbadeti yaptığı yönünde rakamlar konuşuluyor. Hacda bulunmak Kabe’nin ve Arafat’ın havasını teneffüs etmek tarif edilemeyecek kadar güzellikte bir maneviyat. 

Dünyanın her tarafından gelen milyonlarca insanın Yaratanına koştuğu ona teslim olduğu, ondan af dilediği, dualar ettiği, makam, mevkii, dil, ırk, millet, devlet, zengin, fakir, yaşlı, genç herkesin eşit olduğu ve yalnızca kulluk edilen bir manevi hava. Dünyada ki ihtiraslardan ve kötülüklerden arınmak için, af dileyen, herkesin,  Allah’ına koştuğu affet diye yalvardığı tövbe ettiği eşsiz güzellikte ortam. Herkesin örnek alması gereken, dünyanın fani olduğunun hissedildiği, gerçeğe yaklaşmanın verdiği,  tarifsiz bir heyecan. Yüce Allah tüm Ümmeti Muhammedi affettiği kullarından eylesin..

Dünyanın her tarafından gelen milyonlarca insanın bir araya gelmesinin elbette bir takım zorlukları var, adeta insan izdihamının yaşandığı bir ortam. Diyanet İşleri Başkanlığı  Organizasyonu konusunda epeyce bir mesafe almış durumda. Ancak daha iyisi olabilir mi diye yapıcı eleştirilerde açık olmak lazım gelir diye düşünülmesi gerekir.  Kendi kafilemizden örnek verecek olursak, uçuş saati 4 Kasım 2010 saat 12:10 diye belirtilmiş ve mutlak suretle 4 saat önce havaalanında olun baskısı yapılmıştır. Ancak Havaalanına vardığımızda ucuş saatinin 13:10 olduğunu öğrendik. Sabah saat 8 de kafile toplandı ancak saat 10:30 dan önce hiçbir işlem yapılmadı. Uzatmazsak arada olanları uçak 14:30 uçuşa geçti. Yani kafile 6 buçuk saat önce havaalanına toplanmış oldu.

Hacı kafilesinin yaşları dikkate alındığında durumun nezaketini herkesin iyi düşünmesi gerekir. Arkasından Suudi Arabistan da ki organizasyon. Sadece otel rezervasyonu yapılmış, otelin hangi imkanlarından faydalanılacağı ve yapılan anlaşma konusunda kafile başkanları da dahil kimsenin yeterli bilgisi bulunmamaktadır. Ayrıca yapılacak ziyaretler konusunda kimsenin elinde bir plan mevcut değildir. Varsa bile kafile ile paylaşılmamaktadır.  Özellikle tali ulaşım sağlayan taş devrinden kalan otobüsler herkesin canını sıkmıştır. 48 inci kafilenin de konakladığı Mekke de ki Hilton Otelinin misafirlerinin yarısından fazlasının Türk olmasına rağmen TRT Türk diye var olan bir kanal tam bir hafta süreyle yayını kesilmiştir. Söz konusu otelde Dubaililer veya başka bir takım Arapların rahat inip çıkmaları için Türk Kafilelerinin bulunduğu katlarda asansörler transit geçmişlerdir.  Ayrıca bu otel tarafından kafileye toplantı salonu verilmemiştir.

Bu durum Hac İbadeti için Otelde kalan Sayın Bakan Faruk Çelik’e de şahsım ve kafilemiz tarafından iletilmiştir. Gösterdiği ilgi nedeniyle kendisine teşekkür ediyorum. Kısaca bu organizasyondan şu anlaşılmaktadır. Organizasyon işi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın  değil Turizm Bakanlığının işidir. Diyanet dini vecibelerin başarı ile yerine getirilmesinde gerekli bilgi ve desteği vermektedir. Hac dönüşün de ise Cidde Havaalanında kafile 9 buçuk saat bekletilmiştir. Pasaportlarımızı masanın üzerinde yatarak mühürleyen Suudi polisin tavır ve hareketleri tarafımca Dış İşleri Bakanlığı’na şikayet edilmiştir. 

İbadet yapmak için gelen milyonlarca insanı gerekli planları yaparak, tedbirleri alamayan bir Suudi Arabistan Krallığı ile karşı karşıyayız. Sokaklar mikroptan ve düzensizlikten geçilmiyor. Adeta izdihamın olduğu yerde hiçbir önlem ve gayret görülmüyor. Bu tutum ve tedbirsizlik yüzünden tüm hacıların %99 u enfeksiyon geçiriyor. İslam Dinin en önemli ibadetlerinden biri olan ve tüm dünyaca izlenen Hac Farizasının en güzel şekilde organize edilmesi gerekmektedir. Madem ki Suudi Krallığı bu görevi tam olarak yapamıyor o halde İslam Dünyasının buna bir çözüm bulması gerekmektedir.

Kanaatimce en iyi ve yeterli çözüm, Kutsal Topraklar olan Mekke ve Medenin Suudi Arabistan Kırallığından alınarak özerk yönetim haline getirilmesi ve bu özerk yönetiminde İslam Konferansı Örgütü tarafından yönetilmesi suretiyle tüm sorunların en aza indirilmesi mümkün olabilecektir.