Değerli okuyucularım, 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Haziran ayının ikinci haftası ile başlayan haftayı, okullarımızda Çevre Koruma Haftası olarak kutlamaktayız. Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Ölümlere neden olan solunum yolu hastalıklarının çoğu hava kirliliği sonucunda olmaktadır. Balıklar, çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlıların başında gelir.

Sanayi atıkları, spreyler, yakıtlarla ortaya çıkan dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler, çevre kirlenmesine sebep olan en önemli etkenlerdendir.

Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlayabiliriz. Doğanın korunmasını ve tahribatının engellenmesi zorunludur. Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için kirlenmeleri mutlaka önlemek, yeşil alanları ve hayvanları koruyup çoğaltmak gerekir. Bilinçsizce sağa sola attığımız plastik ürünlerin doğada 400 yıl kadar çürümeden kalabildiğini söylersek, karşı karşıya kaldığımız tehlikenin boyutlarını biraz olsun anlayabiliriz. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız.

Bu  konu ile ilgili  çevre suçlarınında  gündemde olması  sebebiyle birazda bu konuya  değinelim. 

Çevre ceza hukuku bu güne kadar yasa koyucu önünde yeterli ilgiyi görememiş bir dal olarak kalmış, çevreye ilişkin önlemler ağırlıklı olarak idare hukukunun çerçevesi içinde görülerek bu alandaki düzenlemeler ile yetinilmiştir.

Avrupa Birliği Konseyinin 27 Ocak 2003 tarihli ve 2003/80 sayılı "Çevrenin ceza hukuku yoluyla korunması hakkında yönerge"si çevre hukukuna ilişkin bir dizi düzenlemenin son halkası olarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Bu yönergeye göre Avrupa Birliğine üye devletler çeşitli çevre suçların ceza kanunlarında düzenleme ve bunlar için özgürlüğü bağlayıcı cezalar  ve tüzel kişilere özgü yaptırımlar ön görme yükümlülüğü altındadır.
Bu yönergenin 3. maddesinde yer alan direktife göre  üye devletlere yalnız kast ile değil taksirle işlenen eylemleri de suç haline getirme yükümlülüğü yüklemesidir. Söz konusu yönerge yürürlüğe girdiğinden beri pek çok üye devlet bunu iç hukukuna geçirmiş veya iç hukukunda zaten bulunan çevre suçları hükümlerini bununla uyumlu hale getirmiştir.

Yürürlükteki 765 sayılı Ceza Kanunumuzda çok az miktarda çevre suçu düzenlenmiş olup bunlar Kamunun Selametine karşı suçlar arasında yer almıştır. Yeni Ceza Kanununda ise Topluma Karşı Suçlar başlıklı üçüncü kısma eklenen Çevreye Karşı Suçlar başlıklı ikinci bölümde yer almıştır. Çevre suçlarının kendine özgü bir bölüm altında düzenlenmesi korunan hukuksal yarar açısından çevrenin kirletilmesini başlı başına bir haksızlık değerine kavuşturmuştur.

Burada kişilerin, yani belirli insanların söz konusu eylemlerden DOĞRUDAN veya DOLAYLI ZARAR GÖRMESİ veya TEHLİKEYE GİRMELERİ ARANMADAN, çevreye ve bunu oluşturan bitki örtüsü, hayvan ve insanlara yönelik GENEL veya SOMUT TEHLİKELERİN suç olarak tanımlanması söz konusu olmuştur.

Çevrenin atık ve artıklarla kirletilmesi suçunda dikkat çeken bir nokta yapısı gereği tehlike suçu niteliğinde bulunan bu eylemler düzenlenirken ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine mümkün olduğunca bağlı kalınmış, istenmeyen sonuçtan doğan sorumluluk halleri taksirle işlenen suçlarla sınırlı tutulmuş ve ağırlaştırıcı nedenler SUÇUN İŞLENME ŞEKLİNE bağlı kılınmıştır. Çevre Ceza Hukuku, ceza hukukunun en hızlı şekilde gelişen ve değişen dallarından biri olduğundan gerçekleştirilecek değişiklikler ve yeniliklerin uzun süre çağdaş kalmasının beklenemeyeceği açıktır. Bu nedenle ileride başka suç tiplerinin de kanuna eklenmesi zaruri hale gelebilecektir. Özellikle izinsiz yapılan kazı ve maden arama çalışmalarının çevreye olumsuz etkilerde bulunduğu görülmektedir. Aynı şekilde bitki örtüsüne ve faunaya karşı suçların da orman kanunundakilerle sınırlı kalmaması bu konuda yenilikler getirilmesi gerekmektedir.Hepinize yaşanabilir ve temiz bir çevrede, mutlu ve sağlıklı bir ömür dilerim.