12. 12. 2017

Gidiyorum ey şehir

Yazdır

Ey şehir gelme üstüme bu gece.
Karanlıklarınla kavga ettirme beni.
Al yastığın yorganın senin olsun.
Umutlarım bohça benim bir kenarda.
Hayallerim cebimde.
Göğsümde çocuklarım sımsıkı.
Sardım sarmaladım.
Uyumayacağım sende bu son gece.

Ey şehir.
Bu gece beni bana bırak.
Yuvarlansandan da kaya kaya.
Aksanda üstüme toprak toprak.
Çığ olup boğsan da altında
Güneşini görmeden terk edeceğim seni.

Hatıralarım uykuda.
Düşlerim en derin rüyada.
Tasım tarağım heybe sırtımda.
Sevdiklerim yasta da olsa
Dizlerine vurup vurup ağlasa da
Gideceğim senden ey şehir.

Adımlarımı sıklaştıracağım.
Senden uzaklaşmaya koşacağım.
Hatıralarım arkamdan bağırsa da çığlık çığlığa
Sana dönüş bakmayacağım

Geçe karanlığı kovulmadan.
Hırsız Necmi karakol nezaretinde suçunu itiraf etmeden.
Horozlar sabahı uyandırmadan.
Ben yolda olacağım.

Gideceğim senden ey şehir.
Bir babanın baba olma sevincini görmeden
Bir yaşlı nasihatını edemeden öldüğünde
Ayyaşlar ayılmadan
Sabah ezanları okunmdan
Babam abdestlere uyanmadan
Anam romatizma ağrılarını hissetmeden
Ben yolda olacağım.

Seni terk ediyorum umutlarımı kemiren şehir
Karşıya geçmek için
Ne yeşil ışığını bekleyeceğim.
Ne sarı ışığında dikkat edeceğim
İnadına kırmızıda yürüyeceğim
Koşarcasına senden kaçacağım
Sokağım caddem.
Köşe başım, saçağım.
Eyvallah yok sana da.
Okulum, pastahanem, postahanem.
Sizi de terk edeceğim.

Alaca karanlık gecelerinde kaçırsam da canlarımı
Yine de esir aldın tozlu topraklı sokaklarında sevdiklerimi.
Sende kaldı kirazım.
Ağıtlar yaksada.
Göçüme sığmadı kaz kez ip attığım dut ağacım.

Hoşca kal evim.
Salonum banyom.
Portmantom.
Ayaklarımın altını öpen paspasım.
Benim gözyaşlarımı gizleyen yuvam.
Açıp içeri gireken beni ısıtan.
Dışarı çıkarken üşüten dış kapım.
Efkar sigaralarımın sarattığı duvarlarım.
Yağsızlıktan gıcırdıyan kapılarım pencelerelerim.

Beni ağustosta üşüten balkonum.
Çamaşırlarımı kurutamayan çamaşır ipim.
Su akıtmayınca utanan musluklarım.
Trafoların patlamasında ışık verememe acısını yaşayan avizelerim.
Sizde hoşca kalın.
Kendinize iyi bakın.

Kendine iyi bak umutlarımı kazan kazan pişirip tabak tabak servis yaptığım mutfağım.
Boğazıma dizilip de yutamadığım lokmalarımı attığım çöp kutum.
Unutma ki sana hep yazacağım.
Çimento fabrikası manzaralı garip odam.

Karlı dağım
Sırtımı verip yaslandığım.
Yıllarımızın en ağır yükünü taşıyan babam.
Bilesin ki sırdır bendeki sen.
Biliyorum yüreğinde tarifsiz bir sancı.
Çünkü belli ediyor gizlediğin gözyaşı.

Anam.
Kimle yürüyeceksin şimdi.
O cezaevi avlusu gibi kısa sokağımızda.
Kimlerin voltasını keseceğiz en kabadayısından.
Altlı üstü ranza gibi evimizde.
Hangi kalemlerle hengi duvarlara çeltikler atacağız.
Buluşmamıza şu kadar gün kaldı diye.

Söyle
sen
Can
Emircan
Hangi yıl.
Hangi mevsim.
Hengi mevsimin hangi ayı
Hengi ayın hangi günü
Saat kaçta geleceksin bana
Bacı yemeklerine kaşık salyacaksın.
En harbisinden
Benim elim çenemde.
Gözlerimle seveceğim seni.

 Yarımın yarısı Ada’m
İsmin gibi gerçek oldu işte sana hasretim
Okyanısta dağsın şimdi sen
Dört yanın derin sular.
Sana ulaşamıyor halan.

Ey şehir
Güneş doğum sancısı çekmeden.
Aydınlığına ışık adı verilmeden.
Mahalle bakkalımız kepenkleri açmadan
Kasap Rüstem Önlüğünü giyerken bismillah demeden
Gerdeğe giren bir genç kız uyanmadan .
Gideceğim senden.

Sende yaşayayım diye.
Seni sevdiğimi söyleyeyim diye.
Azmı işkenceler yaptılar bana ey şehir.
Filistin askılarında bayıldım ben kaç kez.
Yine de seni sevdiğimi söyleyemedim.
Çocukkan yiyemediğim kızgın yumurtalar koydular koltuk altlarıma.
Bir dal gibi sallandı da bedenim.

İçim yandı su bile istemedim
Son vasiyetimde dağlara türküler yaktım.
Güldüm.
Ölüme sofralar kurdum
Ölüm hoş geldin dedim.

Bilirmisin sen ey şehir.
Arafe günleri bir babanın hüzünlendiğini
Bayram sabahı o koca adamın gizli gizli ağladığını.
Bilirmisin yine sen.
Ben aynı elbiselerle aynı ayakkabılarla komşulara el öpmeye giderken utandığımı.
Avuç avuç şekerler toplardım da.
Şekerler mutlu etmezdi beni.
Olmayan bayramlıklarıma bakar ağlardım ben.

Madenciler Zonguldak’ta kömür ocaklarına inerdi.
Ben ucuz bisikletimle kömürlüğe giderdim.
Derdimki çok utançlar yaşadım bayram sahlarında
Bari bisiklete binmeyi burada öğreneyim
Sokatta düşersem kimse gülmesin
Sokakta kimse düştüğümü görüp gülmedi ama
Ben kömürlükte çok düşüp ağlardım.

Gidiyorum.
Yine de yazacağım sana ey şehir
Seni unutmayacağım
Sende unutma.