30 Mart Mahalli İdareler seçimleri yapıldı. 17 Aralık 2013’te başlayan ve 25 Aralık 2013 te devam eden rüşvet ve yolsuzluk operasyonu, kimilerine göre paralel devlet operasyonu tartışmalarının etkisiyle geçen seçimleri, Recep Tayyip Erdoğan kazandı. Kaset montaj dediler ancak hiç birisinin kaset ve montaj olduğunu ispat etmediler. Paraları evlere polisler koymuştur dediler ancak hiçbirini ispat etmediler. Komplo var, montaj var dendi, bununla yetinildi. Madem komplo ise; en azından Bakan çocuklarının evlerinde arama yapılırken, konutların kamera kayıtları gösterilip işte bakın para sayma makineleri, işte ayakkabı kutuları getirilip evlere konuluyor denilebilirdi. Veya montaj denilen ses kayıtları için o tarihlerde konuşma yapılmadığı resmi kayıtlarla ispat edilebilirdi. Bunların hiç biri yapılmadı. Sadece halkımızın yüzde 45lik bölümü liderinin sözünün üstüne söz söyletmedi ve Recep Tayyip Erdoğan’a güvenoyu verdi. Bu durum siyaset bilimcileri tarafından akademik tezlere konu olacak cinsten bir lider başarısıdır.

Seçim sonuçlarını etkileyen bazı yapısal etkenlerin yanında Ak Parti liderinin seçmen teveccühünü kazanmak için kullandığı faktörlerinde önemli etkisinin olduğunu düşünüyorum. Türkiye’deki seçmen profilimize bakıldığında; seçmenlerin yüzde 70 lik bölümü milliyetçi muhafazakar ve liberal görüşlü sağ seçmenlerden, yüzde 30 ise sosyal demokrat kesimden oluşmaktadır. Bu rakamların yaklaşık rakamlar olduğunu kabul etmek gerekir. Bu seçmen kitlesinin yüzde 70 lik bölümünden AKP, MHP, BBP ve SP oy alırken yüzde 30 luk bölümünden ise CHP oy almaktadır. Sonuçlara bakıldığında her iki tarafında durumlarını koruduğu gözlemlenmiştir. Bu seçimlerde CHP’ nin alacağı oy maksimum yüzde 30 dur ve CHP de ona yakın oy almıştır. Sağ kesimde oylarını muhafaza etmiştir. Kanaatimce CHP başarılı olmuştur. Önemli olan sağ seçmenden yani  yüzde 70 den kim ne kadar oy almıştır. Bu analizde BDP ve filan önemsiz olmaları nedeniyle ihmal edilmiştir. Bakıyoruz ki Ak Parti bu bölümden istediği oyu almıştır. Peki neden Ak Parti alıyor da MHP bu sağ seçmenden istediği oyu alamıyor. Bu sorunun cevabı kanaatimizce bir kez daha ortaya çıkmıştır. Diğer faktörler elbette var. Sayın Başbakan’ın izlediği gerginlik politikası, kutuplaştırma politikası bu sonuca götüren önemli etkenlerdir. Ancak bir gerçek var Türkiye’de sağ seçmenin gideceği iktidar şansı olan Ak Parti den başka parti kalmamıştır. Bu seçmen psikolojisi halkın yüzde 45 ini her şeye rağmen Ak Parti’ye oy verdirmiştir. Bu bakımdan Türkiye’de siyasetin tıkandığı söylenebilir. MHP iktidar alternatifi olarak görülmediği sürece, siyasetteki tıkanıklık  merkez sağ da yeni bir oluşum oluşuncaya kadar devam edecektir.

MHP’nin sağ seçmenden oyu neden alamadığı bu seçimlerde bariz ortaya çıkmıştır. Güneyde, İç Anadolu’da, Ege de, Trakya’da MHP oyları artıyor da; metropol şehirlerde neden artmayıp azaldığının sebebini iyi analiz etmek gereklidir. Oysa ki büyük metropollerde ki nüfusta yukarıda saydığımız bölgelerden oluşmaktadır. Bu seçmenlerin kendi memleketlerinde oy verdikleri MHP’ye büyük kentlerde neden oy vermedikleri çok önemlidir. Kanaatime göre burada ki en önemli faktör aday seçimleridir. Taşra da aday tanıtımı kolay olup herkes kimin ne olduğunu bildiği için gösterilen düzgün ve titri olan adaylara rahatlıkla oy verilmektedir. Bu oyları o illerdeki adaylar almışlardır. Büyük şehirlerde özellikle Ankara, İstanbul, İzmir’de seçmenler oylarını, adaylar çok favori değil ise Genel Merkez Politikaları ve Genel Başkan etkilerine göre ve de oyum boşa gitmesin endişesine göre vermektedirler. Bu illerde özellikle büyükşehir başkanlıkları için çok karizmatik adaylar göstermek zorunludur. Büyük şehir başkan adaylarının popülerliği ilçe de ki başkan adaylarının oylarını da aynı oranda etkilemektedir. Buradan çıkan sonuç kanaatimce şudur ki, MHP’nin AKP’nin en zayıf olduğu dönemde yüzde 30’un üzerinde oy alması gerekirdi. Ancak bu hayal oldu, fakat bakıyorsunuz başarılı olduk açıklamaları yapılıyor. Şaşırmamak elde değil. Herkesin kendisini sorgulama zamanı gelmiş ve çoktan geçmiştir. Seçmen arasına girip 2 saatini ayıran herkes neden Ak Parti’nin oy alıp, MHP’nin oy alamadığını hemen anlar. MHP de ki koltuk kaygısı yüzünden Türkiye’de siyaset tıkanmıştır. MHP’nin marjinalleşmesini istemeyenler tez elden tedbir almak zorundadırlar. En azından yüzde 70’lik seçmen kitlesi durur iken yüzde 30’luk seçmen bölümünden iki üç puan oy alma hevesi her zaman Ak Parti’yi iktidarda tutacaktır. Önümüzde ki süreçte merkez sağda yeni bir güçlü oluşum kurulur ise MHP’nin bugünkü aldığı oylar bile hayal olur. MHP’nin bir an önce Ak Parti’nin alternatifi olacak yapıya kavuşması gerekmektedir. Herkesin sorumluluk içersinde yeniden yapılandırılan güçlü bir MHP için elinden geleni yapması gerekir. Güçlü bir MHP oluşturulmaz ise Milletimiz bu türden seçim sonuçlarını daha çok görür kanaatindeyim.

Seçim sonuçlarından çıkarılması gereken diğer bir durum ise, merkez sağ seçmenin CHP’ye asla oy vermeyeceğinin anlaşılmış olmasıdır. 1940-1950 arasında İsmet İnönü tarafından uygulanan politikalar sağ seçmenin adeta bilinçaltına yerleşmiştir. Bu nedenle bireysel inanç ve ibadet özgürlüğünü savunan ve yaşantısını bu şekilde devam ettirir gözüken liderler halkın teveccühünü almaya da devam edecekleri anlaşılmaktadır.  

Seçimlerde Erzincan’ımızda ve ilçelerinde başkan seçilen tüm hemşerilerimize başarılar diliyorum. Erzincan dışında da başkan seçilen hemşerilerimizi tebrik ederek başarılar diliyorum. Erzincanlı olarak iki büyük şehirde yarışan hemşerilerimizi de seçilemeseler de kişisel özellikleri dolayısıyla partilerinin oylarını artırarak başarılı olmuşlardır. Kendilerini de tebrik ediyorum. Bu hemşerilerimizin daha tepelere gitmelerini arzu ediyoruz. Erzincanlılar bu güne kadar aldıkları görevleri en iyi şekilde yapmışlar ve bundan sonrada yapacaklardır.