17. 01. 2018

Cumhuriyet

Yazdır

Cumhuriyetimizin 94 üncü yılını kutluyoruz.
Bu sene AK Parti döneminde ki en coşkulu kutlmaya şahit olduk. Cumhuriyetin kurucu ruhunu hissederek duygulandık. İnşallah herkes her zaman cumhuriyete karşı bu denli duygu yoğunluğu içerisinde olur. Cumhuriyeti bir arkadaşımız sosyal medyada şöyle tarif etmiş; “Rize’nin bir köyünden Cumhurbaşkanı, Refahiye’nin Kayı Köyünden de Başbakan çıkmasının adıdır Cumhuriyet” Kanaatimce de özü budur ve çok güzel tarif edilmiştir.

Esasın da bizim cumhuriyetimiz iktidar sistemini halkın iradesine bağlamakla da kalmamış, aynı zamanda da getirdiği yeniliklerle de Türk insanın yaşam kalitesini artırmıştır.
Bugün medeniyet olarak tüm islam ülkeleri içerisinde en önde olmamızı da cumhuriyete borçluyuz. Cumhuriyet, çöküş süreci içerisinde Osmanlı’nın milleti kurtarmak için 100 yıl boyunca arayıp geliştirdiği bir sisteminde adıdır. Bu kadar inkılabın bir gece de bir kişi tarafından düşünülüp ortaya çıkartılması mümkünde görülmemektedir.

Cumhuriyet, Büyük Atatürk’ün öncülüğünü yaparak Türk Milletine ettiği en büyük armağandır. İşte son günlerde görüyorsunuz insanlar belediye başkanlıklarını bile bırakmıyorlar.
Atatürk’ün yaptığı büyüklüğü bir düşünün. Her şeyi milleti için kurgulayıp uygulamıştır. Kendi kendini yöneten tam bağımsız bir millet. Cumhuriyetin kurucusunun temel felsefesi budur. Tam bağımsız bir millet. Türk Milleti!  Bu nedenledir ki tarihimizde ki en büyük Türk Milliyetçisi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Bütün dünyanın saygı duyduğu Ata’mızın en büyük özelliği tam bağımsızlık sevdalısı olmasıdır. Gösterdiği hedef Şeyh Edebalınin hedefinin aynısıdır. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”. Bu sözle, Ata’mızın çağdaş medeniyetler seviyesine erişme lafı aynı kapsamda değerlendirilmelidir. İnsanı nasıl yaşatırsan devlette öyle yaşar. Devlet ayrı, Millet ayrı olmaz. Saray başka, tebâ başka olmaz. Zenginle fakir arasında uçurum olmaz. Aç olanın halinden tok olanın anlamaması olmaz. Devletle milletin bütünleşmesi gerekir. Devletler milletlerin organizasyonudur. Yüce Allah(cc) milletten habersiz olan yöneticilerden memnun olmaz. Asıl olan adalettir. Adaletin olmadığı yerden Rabbimiz hoşnut olmaz. Adaletin olmadığı yerde refah olmaz. Atamızın devletin ve millet fertlerinin bağımsızlığı yönünde olağan üstü gayretler göstermiştir. Bu gayretler sonucu bize armağanı da cumhuriyettir.

Şimdi bize düşen, bize armağan edilen cumhuriyete sahip çıkmaktır. Biz de cumhuriyete sahip çıkacağız.
Cumhuriyete sahip çıkmak için yapmamız gerekenler var. Demokrasiden asla vaz geçmeyeceğiz. Demokrasi çoğunluğun istediği her şeyi yapması değil, çoğunluğun azınlığın haklarına saygı gösterdiği ve garanti altına aldığı rejimin adıdır. Cumhuriyete evrensel hukuk ilke ve prensipleri ile sahip çıkmalıyız. Herkesin adalete güvenmesi ve inanması gerekir. Devletin bütün vatandaşlarının güven ve huzur içerisinde yaşaması gerekir. Üniversite sınav sorularının çalındığı bir ortamda demokrasi olmaz. KPSS sınav sorularını çalındığı yandaşlara verildiği, kamu bürokrasisine onun bunun adamı denerek liyakata bakılmadan, hak etmeyeni hak etmediği yere atayarak demokrasiye sahip çıkmazsanız, ihale kayırmayacağı yaparak, Beytül Mala dokunarak demokrasiye sahip çıkmazsanız. Yeniden zengin türeterek, devlet imkanlarını acımasız peşkeş çekerek demokrasiye sahip çıkamazsanız. Topladığınız vergilerin yüzde 70’ini harcama üzerinden toplayıp, zengin ve fakirden aynı oranda vergi alarak, zengin ve fakirlerin çocuklarına eşit şartlarda fırsat eşitliği sağlayamazsınız Cumhuriyet’e sahip çıkamazsınız. Aklımıza gelen bu ahlaki değerler Yüce Dinimizin de bize emrettiği değerlerdir. Ama nerdeee! Bakıyorsunuz nerede hacı hoca, orada film fırıldak, islamı yaşıyorum diyenler de nefret edilecek, mide bulandıracak ahlaksızlıklar çıkıyor. Takiye yapmayı din sayarsak. Namazımızı Allah için değil de toplumda yer ve söz sahibi olmak için kılarsak, bu durumdan dindar değil zındık çıkar.  

Ümidimiz odur ki yüce milletimizin evlatları, kökeni dışarıda olan ve amaçları milletimiz içerisine fitne ve fesat tohumları ekmeye çalışanlara, asla izin vermeyeceklerdir. Hali hazırda devlet içerisine ekilmiş olan fitne ve fesatçılardan da en kısa sürede kurtulmamız gerekir. Biliyor ve inanıyoruz ki Misak-ı Milli sınırları içerisinde güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti olarak, Büyük Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyete sonsuza kadar sahip çıkacağız.