Tarihi ve doğal zenlikleriyle göz kamaştıran Erzincan’ın bugüne kadar çok fazla dikkat çekmemiş birçok yeri tanıtılmayı bekliyor.

Erzincan, Doğu Anadolu Bölgesinde tarihi İpek Yolu üzerinde kurulmuş önemli bir yerleşim yeri. Tunç Çağından beri yerleşim yeri olduğu tespit edilen Erzincan bir çok medeniyete de ev sahipliği yaptı. Şehirde Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan bir çok tarihi eser bulunmaktadır. Erzincan, tarihi yapısı yanında doğal güzellikleri ile de önem arzeden bir şehir.

Kentteki halk  dahi bilmiyor
Erzincan kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, coğrafyası, mutfağı ve alışveriş olanakları ile tam bir turizm cenneti olmasına rağmen, bu özellikleri tanıtımı yapılmadığı için pekte bilinmemektedir. Merkez ve ilçelerde halk tarafından bilinen belli yerler haricinde ki diğer alanlar ise bilinmiyor. Hatta çoğu yerin ismi ne duyulmuş ne de biliniyor.

Tanıtım rehberi dahi yok
Erzincan’ın tarihi yerlerininkente yaşayan insanlar tarafından bilinmemesi ise içler acısı bir durum. Kentin ne bir tanıtım rehberi ve broşürü var ne de yerel kurumlarını web sitelerinde tarihi ve gezilecek alanları tanıtan bilgiller. Hatta Kültür İl Müdürlüğü’nün web sitesinde dahi bir çok yerin adı dahi yer almıyor. Doğa sporları merkezi olma yönünde hızla ilerleyen Erzincan, tarihi ve doğal güzelliklerinin hem Türkiye’ye hem de dünyaya duyurlması ekonomik anlamda da oldutkça önemli. Erzincan’da bugüne kadar belkide kimsenin duymadığı gezilmesi ve göürlmesi gereken çok sayıda tarhi eser ve yer bulunmakta.

Dünyada bir eşi yok
Erzincan ve ilçelerinde bulunan tarihi yerler ve doğal güzelliklerden bazıları; Otlukbeli Gölü, İlçe merkezinin 6 km. kuzeybatısında bulunmaktadır. Göl, traverten seddi (maden sularının oluşturduğu traverten seddi) gölü olup, oluşumu halen devam etmektedir.  Yüzölçümü 6 bin 500 metrekare olan gölün, derinliği 15-18 m. civarındadır.  Otlukbeli Gölünün asıl özelliği, çanağının ve oluşumunun göl türleri içerisinde günümüze kadar bilinenlerin içerisinde dünyada tek tip oluşudur.
Yüzen ada: Ahmediye Gölü’nde bulunan 30-40 cm kalınlığında 105 metrekare büyüklüğündeki yüzen adanın dünyadaki benzerlerinin en büyüğü. Göldeki yüzen adaya da Ahmediye adı verildi. Yüzen ada Erzincan ile Gümüşhane’nin Kelkit İlçesi sınırında bulunuyor.

Ayranpınar Buz Mağrası: Kemah ilçesinin Ayranpınar köyündedir. Mağaranın içinde büyük buz kütleleri ve buzların oluşturduğu sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.
Hasgel Kalıntıları: Kemaliye  doğu kesiminde bulunan Hasgel Kalıntıları, Roma döneminden günümüze ulaşan kalıntılardır.

Refahiye Kutsal Kaya-Roma Antreposu: Kökeni Hititlere kadar uzanmaktadır. Kutsal kayanın kuzey kesiminde bulunan Roma Antreposu üç yuvarlak binadan oluşmaktadır.

Refahiye Bal Kaya: Yatan arslan görünümünü andıran kayadaki oluklara, arılar yaz aylarında yuva yapmaktadır. Bu yuvalarda oluşan ballar, oyuklardan aşağıya aktığından, kayaya Bal Kaya adı verilmiştir.  

Refahiye Kutlutepe Kalıntıları: Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar vardır. Çevrede bulunan önemli yerleşim alanıdır. Tarihte Kemah-Başguvar-Dariza üçgeninde, Malatya'ya uzanan yolun kilit noktası özelliğini taşımaktaydı.
Tercan Kefrenci Tapınağı: İlçenin Oğulveren köyündedir. Bezemeleri önem taşımaktadır. Yapı, Pers özelliğine sahiptir.

Tercan Pekeriç Kalesi: İlçenin Çadırkaya beldesinde bulunmaktadır. Yaklaşık 100 metre yüksekliğinde doğal kayadan oluşmaktadır. Kayaya oyulmuş odalar, merdivenler, sarnıçlar bulunmaktadır. Surlardan günümüze çok azı gelebilmiştir. Kalıntılar buranın çok eski bir yerleşim alanı olduğunu göstermektedir.

Üzümlü Hacı Nutullah Camii: Karakaya beldesindedir. İki asırlık geçmişiyle, çok değerli ahşap süslemelere sahiptir. Hacı Nutullah Efendi'nin yaptırdığı bilinir. Günümüzde de cami olarak kullanılmaktadır.

Altıntepe: Şehir merkezine 15 km. uzaklıkta, Erzincan-Erzurum karayolunun 100. kilometresinin kuzeyinde yer almaktadır. Günümüze kadar ulaşabilmiş en sağlam Urartu şehirlerinden birisidir. 1959 yılında yapılan bilimsel kazı ve araştırmalarda iç içe iki kale duvarı ile korunan tapınak - saray kompleksi, mezarlar, konutlar ve çok sayıda arkeolojik eserler ortaya çıkarılmıştır.