Anayasa değişikliği ve yapılan referandum oylaması sonuçları halen tartışılıyor.
Sonuçlar milletin iradesi olarak kabul edilirken, başka tartışmalar ön plana çıkmaya başladı.
Seçmen tercihlerine neden olan etmenlerin siyaset bilimciler ve siyasi partilerce incelenmesi, ülke geleceği ve tarih açısından son derece önemlidir.
Referandum öncesi bazı siyasi bilimciler ve eski politikacılar sonuçları tahmin ettiler. Gerekçelerini ise, milletin devlet tarafından gelen hiçbir şeyi bu güne kadar reddetmemesi olarak gösterildi.
Çünkü bu gün değiştirilmeyecek maddeleri dışında tümünden değiştirilmesi yönünde kamuoyunun hem fikir olduğu 12 Eylül 1980 Anayasası’ da referandumdan geçmişti.
Yine milletimiz o Anayasayı da kabul etmişti. Hem de rekor bir oranla yüzde 92 ile. Biraz enteresan değimli. Aynı millet yüzde 92 ile kabul ettiği Anayasayı şimdi uygun bulmuyor.
Peki neden kabul edildi.
İşte bu durum seçim öncesi yapılan tahminlere ışık tutar niteliktedir.
12 Eylül Anayasa’sına sadece ülkücüler ve bir takım bireyler hayır oyu kullanmışlardır. Demek ki o tarihte hayır oyu kullananların bu gün haklı oldukları ortaya çıkmıştır.
Anlaşıldığı üzere seçmenimizin geleneksel alışkanlıkları devam etmektedir. Tüm dünyada fakir kesim ve emek çalışanları genelde sol ideolojiyi desteklerken ve zengin kesim ise liberal düşüncelere destek verirken, ülkemizde tam tersi bir durum aynen devam etmektedir. Siyaset bilimcilerin bu konu üzerinde araştırma yapmaları gerekmektedir.
Çeşitli kişi ve kuruluşlar tarafından Cumhuriyet kuruldu, halkımız inancını yaşayamıyor, dinsiz devlet söylemleri, milletimizin bilinç altıda olsa devlete karşı her fırsatta tavır alması olarak ortaya çıkmaktadır.
Her fırsatta seçim öncesi, konuyu ve milletimizin zaafını iyi bilenler durumu lehlerine çevirmek için bilinç altı psikolojiyi kullanarak sonuç almaktadırlar.
Yakın tarihimizde ki ihtilallerden hemen sonra yapılan seçimlerde bireysel inanç ve ibadet özgürlüğünü savunan siyasi partilerin başarılı olma nedenleri de bu nedenledir diye düşünülmeli olsa gerek.
Seçim öncesi ve sonrası seçmen araştırmalarından anlaşılıyor ki seçmenin neden evet veya neden hayır dediği konusunda, Anayasa Değişiklik Paketi içersinde ki yasa metinlerinin yeterince bilinmediği ortaya çıkmıştır.
Ülkemizin geleceği ve milletimizin refahı için kısır döngü haline gelen bu seçmen tavrının çözümlenmesi gerekmektedir.
Konunun önemine binaen sürekli istismar konusu yapılan özellikle analarımız ve bacılarımızın başörtüsü sorunlarının çözülmesi gereklidir.
Devlet hayatında millet önemli ise devlet milletinin bireysel inanç özgürlüğüne saygı göstererek çözüm üretmelidir.
İşin esası, siyasi kaygı ve her şeyden önemli olarak yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede başörtüsü sorunu diye bir olgunun bulunmaması gerekmektedir.
Devletimiz, insanlarımızın dinini öğrenmesine ve inancını yaşamasına yardımcı olmalıdır.
Büyük önder Atatürk Diyanet İşleri Başkanlığını bu nedenle kurmuştur.
Ancak yakın tarihimizde Diyanet İşleri Başkanlığının bu fonksiyonunun yeterince kullanılmadığı görülmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı uzmanları vasıtası ile Yüce Kuran ve hükümlerinin insanlarımıza iyi anlatılması ve öğretilmesi konusunda aktif olarak kullanılması zorunluluğu ortadadır.
İnançla ilgili tartışma konusu yapılan konularda bu kurumun görüşlerinin dikkate alınması gerekir. Bu durum laiklik ilkesine zarar vermez. Esasen laiklik ilkesinin bir gereğidir. İbadet özgürlüğü suistimal edilmeden kullanılması için işin doğrusunun uzmanlar tarafından belirlenmesi daha yararlı olacaktır.
Milletimizin yukarıda belirttiğimiz bilinç altı durumunun çözümlenmesi bireylerin siyasi tercih konusunda daha mantıklı olmalarına da imkan verecek olup, siyasi tercihlerde, mezhep kaygısı, inanç özgürlüğü kaygısı, köken kaygısı, benim adamım kaygısı ortadan kalkacak olup, hiç kimse Yüce Milletimin din duygularını istismar edemeyecek, tek devlet, tek millet ve tek bayrak şemsiyesi altında, gerçek bilimsel demokrasinin adımları atılacaktır.
Başta siyasi partiler kanunu ve seçim kanunundan başlanarak makam ve mevkisi ne olursa olsun herkese dokunulacağı, herkesin adalete hesap vereceği bir demokrasi hepimizin özlemidir.