Anayasa Değişiklik Paketi’nin 12 Eylül 2010 da oylanacak olması, bütün kamuoyunu içeriye yöneltti.  Ak parti bu referandumu ölüm kalım mücadelesi olarak görüyor. AKP bütün kozlarını Evet çıkartmak için kullanıyor. Mitinglerde Recep Tayyip Bey asıyor kesiyor. Kişisel sataşmalar had safhada, paketin içeriği unutuldu. 

Eskiden mahalle hanımları kavga ederken, “senin ananda damdan düşmüştü, senin baban çamura girdi” gibi kavgalar ederlermiş. Halende bu tür kavgalar yapılıyor olabilir.  Ancak eskiye göre çok azalmıştır diye düşünüyorum. Miting alanları bu türden çekişmeleri andırıyor.
Herkes paketin içersini ve neden bu duruma gelindiğini unutmuş durumda. Recep Tayyip Bey YAŞ Toplantısı esnasında bir mitingde, biz beyaz gömleği giyerek bu yola çıktık, diye duygu yüklü bir konuşma yapıyor.
Duygulanıyoruz da ancak bazılarımızın aklına hemen şu sual geliyor, Sayın Recep Tayyip Bey siz bu gömleği 12 Eylül 1980 den önce neden giymediniz. O zaman beyaz gömlek mi yoktu. Bütün yurdumda bu konular konuşulurken, hem siyasiler hem de kamuoyunun bu referanduma odaklanarak dış politikadaki gelişmeleri konuşmaz olduk.

Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı olmasından sonra, dış politikamızda bir sürü hızlı gelişmeler yaşanıyor. Her seferinde en yetkili ağızlardan en önemli stratejik ortağımız diye tanımlandırılan ABD ile sorunlar yaşıyoruz. ABD tarafından uygulanmak istenen tek merkezli bir dünya yönetimi stratejisine, Ahmet Davutoğlu ile birlikte devletimiz karşı çıkarak, dünyanın tek merkezli değil çok merkezden yönetilmesinin zamanın geldiği, devletimizin komşuları ile ilişkilerini en yüksek seviyede tutması gerektiğini, AB’nin normlarına uyma konusunda gayret eden ancak bir taraftan da Ortadoğu ile her zamankinden daha fazla ilişki kurarak, batı ile doğu ülkeleri arasında köprü ve abiliğe  soyunmuştur. Bu gelişmeler, ABD ile yapılan işbirliğine zarar verdiği ve önümüzdeki dönemlerde Yahudi lobisinin baskısı ile özellikle ABD Kongresinde Türkiye aleyhine sonuçlar çıkaracağı uzmanlar tarafından ifade edilmektedir.

ABD önerisi ile Ermenistan’la imzalanan,  Azerbaycan’la kardeşliğimizi tehlikeye atacak anlaşmalar TBMM den geçmediği için elçi pozisyonunda ki ABD çok zor durumda kaldı. Dış işleri heyetlerinin konuşurken çok rahat davranıp herkese göz kırpma politikası işe yaramamıştır. Bu tip manevralar dış dünyadaki güvensizliği ve tutarsızlığı beraberinde getirmektedir. Çok dikkatli olunması gereklidir.  Ortadogu barış görüşmeleri ABD de başladı ancak, Mısır Cumhurbaşkanı ve Ürdün Kralı görüşmelere katılmakta olup, Türkiye masada bulunmamaktadır.

Türkiye haklı olarak Filistin’e sahip çıkmıştır.  Gazze’ de yaşanan insanlık dışı olaylara dur demiştir. Bu yüzden İsrail ile ilişkilerimizi bozulmuştur. Ancak, destek verdiğimiz Hamas’ın  kendisine arabulucu olarak, Türkiye’yi değil Mısır’ı seçmesi enteresandır.

ABD Irak’tan çekilmeye başladı, ancak ABD çekildikten sonra Irak’ı özellikle Kuzey Irak’ta ki istikrarı kimin sağlayacağı, Kerkük ve Musul’un ne olacağı hala meçhul durumdadır. Özellikle PeKaKa unsurlarının kuzey Irak’tan nasıl atılacağı hala belirsizdir. ABD askerlerini çekerken PeKaKa nın süreli tek taraflı ateşkes ilan etmesi çok manalıdır.

Ahmet Davutoğlu ile başlayan dış politikadaki değişiklik neticesinde Türkiye’nin İran’a verdiği destek, özellikle ABD tarafından şok olarak algılanmış ve stratejik ortaklık sarsılır duruma gelmiştir. Bütün bu gelişmeler den sonra olası İran füze saldırılarına karşın Türkiye’nin ABD’ ye savunma rampalarının konuşlandırılması konusu hala netlik kazanmamıştır.

AKP nin 8 yıllık dış politika uygulamasından sonra gelinen durumda dış sorunların çözülmediği gibi güven kaybıyla birlikte büyüdüğü görülmektedir. Umuyoruz ki Sayın Ahmet Davutoğlu dış politikanın kucaklaşmayla ve sempati göstermeyle çözülmeyeceğini çok iyi biliyordur. Enteresan bir şey daha İngiltere eski Başbakanı Tony Blair yazdığı kitabında anlaşılması en kolay iki politikacı diye Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ ün isimlerini yazmış. Yukarıda anlattıklarımıza bakılırsa bizim bişey kazandığımız yok gibi görünüyor. Demek ki anlaşmışız, karşı taraflar kazanmış. Çok güzel anlaşmalar yapmışız ne diyelim.